Sen Mi Büyüksün Elma, Yoksa Biz Mi?

Türkiye'nin ekonomik büyüklüğü ile dev dünya markalarını karşılaştırmak bu ara çok trend. Meşhur markaların piyasa değerleri ve elde ettikleri kârları o kadar dev ki, bizimle kıyas yapılınca ortaya vahim bir tablo çıkıyor. Bu verileri bende kimi zaman kullanıyorum ama daha çok teknoloji ve yazılım alanına dikkati çekmek için. Yoksa amacım elin markası karşısında ülkemiz değerlerini ezmek, hırpalamak asla değil...

Mesela Elma'nın her çeyrek karı açıklandığında buna benzer karşılaştırmaları okuyabilirsiniz: "Apple'ın 2017 itibari ile kasasında 261 Milyar Dolar, bizim Merkez Bankası kasasında ise 30 Milyar Dolar nakit paramız var. Elma'nın marka değeri; 815 Milyar Dolar, BİST'te işlem gören şirketlerin toplam piyasa değeri ise 203 Milyar Dolar! Bizim şirketler bir araya gelse elmanın bir dilimi oluyor. Elma nakit parasıyla BİST'e gelse bizim şirketleri toparlar üzerine de çay içmeye parası kalır...

Yaklaşık olarak üç aşağı beş yukarı finansal veriler ve matematik olarak doğru. Rakamları çarp, böl, ruh haline göre benzetme türet, sıkıntı yok... Ama telefonu da kırıp yiyemiyorsun, çaya batırıp "kıtlayamıyorsun" be arkadaş! Markaya hak ettiğinden fazla değer biçiliyor olabilir mi? Merak ettim, twitter hesabım üzerinden bir anket düzenledim. Soru şıklarım ise şöyle oldu;

Apple'a hak ettiğinden fazla mı değer biçiliyor? Bizim şirketlerimiz yeterince değerlenmiyor ve değeri anlaşılamıyor mu? Para, marka önemsiz, önemli olan ülkenin milli ideolojisi mi?

Mini mini anketime göre %49 Apple'a hak ettiğinden fazla değer biçiliyor dedi. %11 değerimiz anlaşılmıyor (Bizi kıskanıyorlar) dedi. %40 ise mühim olan ideolojimiz, ülkece milli bir hedefimiz olsun dedi.
Bu anket bana ait bir sosyal medya hesabından yapıldığı için takipçi profilim ağırlıklı teknolojiyle haşır neşir kişilerden oluşuyor. Çıkan sonuca göre insanlar bu elmalı karşılaştırmadan hoşnut değil. Belli ki bu karşılaştırmayı yıllardır bizim gelişmiş ülkeler ile karşılaştırmamıza benzetmişler.
Sonuçlar farklı farklı yorumlanır ama bir de anketime gelen bir yanıt var. Yorum epey uzun, sahibinden özür dilerim, alan dar özet geçeyim;
"Siz değer üretirsiniz ve kullanıcı buna para verir. Oturduğunuz yerden değer yaratılmaz. Hesap makinesinden bozma bilgisayarları bugünkü haline getiren mühendisler olmalı. Mühendis adama 1500 lira veremezsin icabında evini sen tutacaksın araba vereceksin altına. Mühendis sana değil sen mühendise uyacaksın. Uzmanlar yetiştireceksin. Şirketinden çıkan CEO başka bir deve CEO olarak gidebilecek kapasitede olacak. Bizim ne gibi bir değerimiz var söyler misiniz? Direnç bile üretmezken yarı iletken teknolojisinde çığır mı açacağız? Süslü dileklerle olmaz. Patron kafasıyla olmaz. Diyorum ya icabında çalışanlarınız sizi azarlayacak. İlerici ve aydınlık olacaksın. "

İyi mahsuller ortaya çıkması için iyi bir ekosistem gerekir. Ekosistem nedir?
Wikipedia.org'a erişim yasağı olmasa, açıp bakalım diyeceğim ama site malumunuz kapalı, bu yüzden ekosistemin anlamını aktarayım: Ekosistem, belirli bir kısımda bulunan canlılar ile bunları saran cansız çevrelerinin karşılıklı ilişkileri ile meydana gelen ve süreklilik arz eden ekolojik sistemlerdir.
Yani bir ürününün icadı, geliştirilmesi (Ar-Ge), üretimi ve dünyaya pazarlanması için uygun bir ortam gerekir. Mühendisleri bir odaya kapatıp, yap bana telefon, yap bana araba dediğinizde iklim müsait değilse, ortaya çıkan ürünü global pazarda bol sıfırlı marka değeri kazanması mümkün olamaz.

Bilime saygı duyan, teknolojiyi destekleyen, düşüncelerin özgürce dile gelebildiği ortamlarda, verimli, karlı teknolojik mahsuller ortaya çıkar. Aksi durumda geleceğinden endişe edenlerin yaşadığı ortamda anca günü kurtarır işler yapılır.

Dağhan Uzgur

Bilişim Sektörü İş Adamları ve Profesyonelleri Derneği
19 Mayıs Mah., Uğur Mumcu Bulvarı No: 120, 16130 Nilüfer/Bursa
Tel: + 90 (543) 5728840 Faks:0 224 999 24 47 E-Posta:bilgi@bisiad.org.tr