Bilgi Toplumu Olmak...

"İçinde yaşadığımız yeniçağda, zenginlik bilginin ürünüdür. Bilgi, ekonominin başlıca hammaddeleri ve en önemli ürünleri haline gelmiş bulunuyor. Günümüzde zenginlik yaratmak için gerek duyulan sermaye varlıkları arazi, bedensel emek, imalat aletleri ve fabrikalar değildir. Bunları yerini bilgi almış durumdadır." Thomas A. Stewart

Bilgi Toplumu kavramı elbette ki yeni bir kavram değil. 
Ancak günümüzde birçok işletmede halen geleneksel yöntemlere göre yönetim anlayışının, yani bilgiye ve analize daha az fakat hislere ve sezgilere daha fazla önem veren yönetim anlayışının çoğunlukla devam ettiğini görüyoruz.

Bilgi toplumu, 1950 ve 1960’lı yıllarda Amerika, Japonya, Batı Avrupa ülkeleri gibi gelişmiş ülkelerde bilgi teknolojilerinin giderek artan bir şekilde kullanımıyla meydana gelmiş bir aşamadır.

Bilgi, tarih boyunca toplumların zenginliğinin en önemli kaynağı olmuş. Daha fazla ve daha nitelikli bilgiye sahip olan ve bilgiyi etkin bir siyasal, ekonomik ve sosyal örgütlenme ile doğru biçimde kullanabilen toplumlar diğerlerinin önüne geçerek daha yüksek bir refah seviyesine erişmiştir.

Gelişmiş ülkelerde biçimlenen bu aşamanın en önemli özelliği, bilginin ve bilgi teknolojilerinin tarım, sanayi, hizmetler sektörlerinin yanı sıra eğitim, sağlık, iletişim gibi her alanda kullanılabilir olmasıdır.

Sanayi toplumunda başlıca üretim faktörleri emek, tabiat, sermaye, girişimci iken, bilgi toplumunda üretim sürecinde bu üretim faktörlerinin yanı sıra beşinci üretim faktörü olarak "bilgi" ön plana çıkmaktadır. Yani bilgi artık bir üretim girdisi olarak ele alınmaktadır.

Bilgiyi elde edecek ve onu etkili bir biçimde kullanmak isteyecek toplumlar açısından, bilginin elde edilişi kadar önem taşıyan bir başka konuda elde edilen bilgilerin kullanımı ile ilgilidir. Bilgiyi elde edecek olan insan ve dolayısıyla bilgi teknolojisini kullanacak olan yine insandır. Bu bağlamda bilgiyi yönetecek de yine insandır. İşte bu durum bilgi toplumlarını insanın gelişimine ayıracakları kaynağı, bilgiye ulaşma ve bilgiyi yönetme adına sarf edilecekleri enerji ile birlikte değerlendirme zorunluluğuna itmiştir.

Türkiye’de bilgi ve uzmanlığa ne kadar önem verildiği sorusu; ekonominin ne kadar rekabetçi bir yapıya sahip olduğu, ne kadar yüksek teknoloji ve katma değer esaslı üretim yaptığı, yönetimde ne kadar geniş bir vizyona ve uzun vadeli stratejiye göre hareket ettiği, kaynaklarını ne kadar etkili kullanabildiği ile doğrudan bağlantılıdır.

Dünyanın ilk 20 ekonomisi arasında yer almamıza rağmen, Dünya Ekonomik Forumu'nun ülkeleri kurumsal altyapı, makroekonomik çevre, eğitim düzeyi, üretim, işgücü ve finansman piyasalarının gelişmişliği, iş modellerinin yetkinliği, bilgi teknolojilerine uygunluk altyapısı ve yenilikçilik faktörleri açısından kaynaklarını ne kadar etkili kullanabildikleri ve küresel rekabete ne kadar hazır oldukları konusunda sıraladığı "Endeksi’nde 45'inci sırada yer almaktadır.

Bilgiyi uygulamak ve kullanmak bir organizasyonun yaşamı için başlıca prensip olmalıdır.

Metin Durukan

Bilişim Sektörü İş Adamları ve Profesyonelleri Derneği
19 Mayıs Mah., Uğur Mumcu Bulvarı No: 120, 16130 Nilüfer/Bursa
Tel: + 90 (543) 5728840 Faks:0 224 999 24 47 E-Posta:bilgi@bisiad.org.tr